Paris Eyfel Kulesi Gezisi

eyfel kulesiParis’e gittim Eyfel Kulesi ‘ni görmedim demek olmaz, hatta ‘bir kere gittik, eh işte’ demek de olmaz. Olması gereken ve çok büyük ihtimal olacak olan bizim de başımıza geldiği gibi, şudur ki ilk gün hadi bir görelim dedik, tabi ki metroya bindik ve Eyfel Kulesi ’ne en yakın durakta indik, metrodan çıkınca ilk gördüğümüz büfeciye (Türkiye’den kalma alışkanlıkla sanırım); en basit İngilizcemizle ’excuse meee, where is Eiffel ?’ diye sorduk, suratında her gün bu soruya yüzlerce kez cevap vermenin bıkmışlığı ve kör müsünüz ahan da orda tavrıyla; bize yönü tarif etti. Kısa süre yürüdük ve işte tam karşımızda.

İlk hisler önemlidir, love in first sight diyebilirim. Gösterişli, devasa, yıpranmamış, göz alıcı, yani ilgilenmeden yanından geçip gidemezsiniz işte, en az 3-5 dakika gözlerinizi ayırmadan bakacaksınız, sonra da her fırsatta kafanızı kaldırıp bakmak isteyeceksiniz. Önündeki yeşil alanı geçip daha da yaklaştık, çimlerin üstü insan doluydu; piknik yapanlar, güneşlenenler, küçük çaplı bir klasik müzik orkestrası… Yaklaştıkça insanın aklından seksen tane düşünce geçiyor; bir insan bunu nasıl tasarlar, çelik kullanmak nasıl da harika bir fikir, renk de katmış ortama, ne kadar devasa bir yapı, nasıl harika bir tasarım…

Düşüne yürüye Eyfel kulesi altına geldik. Valla çok kalabalıktı, yukarı çıksak mı diye altındaki sıraya baktık; insanlar ucu sonu belli olmayan sekiz şeklinde kuyruklar oluşturmuştu, yarım günümüzü alacak bir kuyruk öyle böyle değil. Bazıları yürüyerek bazıları asansörlerle yukarı çıkıyordu, gözümüz kesmedi önündeki çimlere oturduk. Ama öğlen sıcağı çıkmak da istiyoruz, offffff erteledik sonunda kaçmıyor ya, 1889 dan beri orada duruyormuş, hani o kadar sağlam duruyor ki, biz gideriz o kalır. İlk gün kuleye döne baka gün bitti  ama bunu  saymayız bir daha kesin gelicez. Piknik malzemelerimiz de olacak. Full keyif ana amaç.

Aradan 3- 4 gün geçti hadi dedik, vakit bu zaman. Sandviçlerimizi ve şarabımızı alıp yola koyulduk. Aman allahım orda işte yine aynı etkileyicilik. Yakınlaştık, etraf piknik yapan insanlarla dolu hatta bu sefer daha da kalabalık. Keyfimiz daha da yerinde, hem öyle bir görüp gitmek olmazdı; onca yol gelmişiz. Yedik içtik derken hafif hafif hava kararmaya başladı. Vaaaay böyle bi görüntü olamaz. Işıkları yandı, ışıklıymış da; yapanın eline koluna sağlık. Sonra ışıklar yanıp söndü, etraf ışıl ışıl tarif edilemez bir görüntü. Karanlıkta yanıp sönen, sonra tekrar yanan devasa bir kule. Etraftaki herkes kuleyi izliyor, fotoğraflar falan derken. Harika bir gündü diyebilirim. Bitti. Hem daha ne olsun tadı kaldı, o yeter… Paris gezilecek yerler ile ilgili ayrıntılı bilgilere Paris Gezilecek Yerler yazımdan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir